24 Şubat 2018 Cumartesi

Çalacak Kapı

Gidecek kapın mı yok, daha önce de kapıda kalmamış mıydın? Sen ne büyük bir aptalsın, aynı kapıyı yine çaldın.

Kendi içine hapsettiler seni kapılarını, pencerelerini kilitleyip gittiler. Gökyüzüne bile bakamıyorsun, derdini göğe bile anlatamıyorsun. Koşa koşa yanına gittiğin kimse koşa koşa sana gelmez. Defalarca kez söyledim, ama bir türlü akıllanamadım. Her kolon yıkılır, her duvar çöker, herkes gider. Öğrenemedim. Kendime bunu söylemekten bıktım belki ama hala öğrenemedim. Üzerine yıkılan duvarlardan bıkmadın mı, nedir aynı enkazlardaki ısrarın? Enkazım bile değişmedi, hala aynı yıkıntılardayım.

Bir kolonun yıkıldıysa, diğerlerine daha çok yaslanırsın. Peki hepsine olan güvenin domino taşı gibi devrilmeye başladıysa?

Kime nasıl gideyim, çalacak kapılarım benim kapı çalma nedenim olduysa, ben kime sığınayım? İçini ısıtan sesler yok, sana soğuk kış günü soba arkası olmuşlar yok, sıcak bir çay hazırlamayacak sana kimse. İyileştirenlerin yarası daha büyük olurmuş. Şimdi hepsi hasta olma nedenim.

Gidecek yeri kalmayan insan kendi içinde saklanırmış, benim ordan çıkışım çok sancılı olmuştu, şimdi kendimi dipsiz kuyuya geri düşüyormuşum gibi hissediyorum. Kırılgan sancılar çekiyorum, ve kimse suçlu değil. Ama benim de bir suçum yok, o halde neden penceresiz kaldım?

Ben o kapı paspasına geri döndüm, üstelik bu kez kalbinde uyuduğuma inanacağım kimse kalmadı. Herkes ne kadar iyi niyetli bir katil olmuş böyle. Kimse suçlu değil ama ben kurban olmayı nasıl başardım?

Şarkıların arkasında saklandım, arasalar elleriyle koymuş gibi bulurlar. Ama sıkıntı da bu ya arayan yok. Sığınacağım tek yer kalbimin arkası. O da öyle ağır geliyor ki artık, bunca bitişin ardından yorgun düşmüş. Kimseye tamamen yaslanmamak gerekmiş, beş milyonuncu kez tecrübe edene kadar kabullenemedim bunu. Ne zamanki kapılarım, sığınaklarım yerinde yoktu çaldığımda, ne zamanki tüm sığınaklarım başkasına sığınak olmuştu işte o zaman fark ettim, benim tek sığınağım kendimim. Ben bana iyi gelmiyorum, ama başka gidecek yerim yok. Kendi limanımdan başka bir yere demirlememeliyim.

 Fırtınalar bana göre değil artık, tüm gemim su alıyor.

Kendi limanımı terk etmeye mecalim yok artık.

Bitiş Çizgisi

Bir şey kaç kez biter?

Birkaç kez bitmemiştir, biter gibi yapar. Sonu sanıp her şeyin üzülmüşsündür zaten daha önce, bu kez üzülemezsin. Birkaç seferden sonra bitiş anlamını kaybeder. 

Yalandan bitişler üzerken gerçekten bitiş neden üzmez ya da hissedebileceğinden daha çok mu üzgünsündür? Nefesin daralıyor, kalbin sıkışıyor ama ağlamıyorsun. Ne çok şey olmamış gibi, ne yani bitti mi?

Her hikayenin sonu var evet, bilirsin. Bunu kabul etmek neden bilmene rağmen zor?

Bir şey kaç kez biter?

Bir hayat kaç kez biter?

Bir aşk kaç kez biter?

Her seferinde tekrar biter. Hatırlamayana kadar bitişe devam eder. Ama sen hep hatırlarsın, hayat devam eder, ama biter. 

Bir ölüm her seferinde ölümdür. Bir kez ölünür ama bitmez. Bitiş bir an değil bir süreçtir, sonsuzluğa ulaşır.

Bitiş çizgisini bir kez geçersin, ama tek seferde bitmez. Sen kabul et ya da etme çoktan bitti. Çizgiyi geçtin artık yeni yarışlara dönmelisin ama dönmezsin. Bitişi yaşamaya devam edeceksin. Bitiş anına hapsoldun.


9 Şubat 2018 Cuma

Kırmızı Balık

Biz seninle karşı karşıya gelmiş iki balık gibiyiz.
Akvaryumda değiliz, okyanustan kopamıyoruz.
İki kırmızı balığız, geçsek geçemiyoruz, öylece bakıyoruz.
Kapılsak kapılamıyoruz, akıntıya kapılmak için fazla büyüğüz.
Okyanusun ortasına hapsolmuş iki kırmızı balığız.
Biz seninle iki kırmızı balığız.
Okyanus bizim evimiz terkedemeyiz.
Biz seninle okyanusu paylaşıyoruz.
Biz seninle aynı akvaryumu paylaşabiliriz, ama koskoca okyanusta birbirimizi geçemeyiz.
Biz seninle her şeyimizi paylaştık.
Akıntının ortasında durup birbirine bakan iki kırmızı balığız.
Geçsek geçemiyoruz,
Akıntıya kapılamıyoruz.
Şimdi kimsenin tek başına akvaryuma gitmesi doğru olmaz.
Biz seninle iki kırmızı balığız, karşı karşıya gelmişiz.