Gerçekten kendimi kaybeder olmuşum boşluğunda
bak bana neler yaşamışım da kurşun geçirmemiş
bu varoluşunu sana borçlu olan minik yüreğim.
en ufak kelimeye bin parçaya dökülürken ruhum
yine de senin dokunuşuna aşık olmuş
tuzla buz olmuş dokunuşunla
ama dokunuşuna olan hayranlıktan tuzla buzu unutturmuş
böyle yapanları da ne kınadım zamanında değil mi,
ben de yapmıştım daha önce, artık olmayacaktı.
Bak ne de güzel oldu, nasıl da daha fazla parçalandı.
napıyorum, nereye gidiyorum bir önemi yok öyle bir yok ki
yanımda olduğun müddetçe en kanlı yolları aşardım bak şimdi
önümdeki düzlüklerin bir anlamı yok
zaten naptığımı ben de bilmiyorum
kötüyüm, kötü en kötü.
kendimi aşağıladığım kadar kimseyi aşağılamadım.
seni yücelttiğim kadar kendimi bile sevmedim.
belki seni.
sana rağmen seni soylu ve zarif görmek istiyorum hala.
tuzla buzun arasında zor ama
bu da benim sorunum.
acıyı mı seviyorum seni sevdiğimden çok
yoksa seni çok sevdiğimden mi artıyor toleransım
deli deli bir şey oldum ben iyice
beni sen delirttin, akıllı kalmak bana yakışmazdı.
her zaman yanıldım
neden vazgeçmiyorum
herkesten her şeyden.
senden benden onlardan.
inancımı sağlam tutacak hiçbir şey kalmadı
ama inanıyorum işte
alışkanlık.
neyse öyle işte.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder