Bu yazı bir vedanın değil,
bir içten çıkışın yazısı.
Giden birine değil;
beni orada bırakan birine.
Ben seni çok sevdim.
Anlamadığın, belki hiçbir zaman anlayamayacağın kadar çok.
Bu sevgiyi sessizce büyüttüm içimde.
Sen terk ederken, ben hala “nasıl çözeriz?” diye düşündüm.
Birini sevmek bu kadar ağır olmamalıydı.
Ama seninle sevmek,
hep bir şeylerin eşiğinde kalmak gibiydi,
Bir türlü tam olamayan sözlerin,
verilmeyen kararların,
ve hep yarım kalan bizin eşiğinde.
Ben seni seçtim.
Sen, iki gün bile düşünmeden bir başkasını.
Ve bu bana değil,
beni sana teslim eden kalbime ağır geldi.
Beni en çok ne yaktı biliyor musun?
Yanında başka biri varken ben seni hala düşünüyordum.
Yanıma başka birini aldığımda bile sen değil diye ağlıyordum.
Senin “keyif” dediğin anlarda ben acıdan titriyordum.
Ve hala seni korumaya çalışıyordum.
Kimseye anlatmadım seni.
Kaldırımlarda kaç gece geçirdim, kaç otobüs şahit oldu hıçkırıklarıma.
Aramadım.
Sormadım.
Çünkü biliyordum:
Artık benim yerimde bir başkası vardı.
Ama seni hala çok sevdim.
Ve şimdi de çok özlüyorum seni.
ben bu ilişkide büyümeyi seçtim.
Sense, kaçmayı.
Ben sırtımda taşıdım bu yükü.
Sen, arkanı dönüp yürüdün.
Ve sanki bir şey olmamış gibi yaşamaya devam ettin.
Sana bu satırları yazarken içimden geçiyor:
“Belki okur. Belki anlar.”
Ama sonra fark ediyorum:
Hiçbir kelimemi de okumadın
Ne burayı göreceksin ne şarkılarımı dinledin ne filmi izledin ne de veda ettin.
Ben seni uğurladım.
Adını bile anmadan.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder