19 Temmuz 2017 Çarşamba

Kapı Paspası

Kapılara takığım bu aralar, oysa ben kapıları sevmem. Ardına gizlenmeyi de. Gökyüzünü ve yıldızları severim, ki sen bunu zaten çoktan biliyorsun.

Kapına koşa koşa gelişlerimi hatırlıyorum, asla kapanacağını düşünmediğim kapın. İçerisinin nasıl da benim içim olduğunu hatırlıyorum. Ama şimdi kapını çaldığım seferlerde kapıyı suratıma çarpışını unutamıyorum, hem de defalarca, ama yine de kendimi o kapının önünde buluyorum.

Hani kimseye gidemezken omzunda yer aradığı birileri vardır herkesin. Zamanında bunun olmaması gerektiğini çokça savundum, çünkü her kolon yıkılır, her duvar çöker ve herkes gider. Sen kalırsın. Oysa o düşmüşken yanında oturup sen onla ağlamadın mı, sen onun acısını kendi acın bilmedin mi, oysa sen onun yükünü almadın mı, oysa kolların koparcasına onun yükünü taşımadın mı, damarların çekilmedi mi onun acısıyla, onun için güçlenmedin mi sen, onun için kalmadın mı?
Kaldın, nasıl da üzüldün onun için. Oysa sen yaralarını gösterdin, nasıl kanattı o acımadan. Nasıl da kanadın, neye üzüldüğünü unuttun.
Bacakların kırıldı belki de, yine de yürümene yardım etmedi di mi, etmez. Duvarın bildin, üstüne yıkıldı, enkazdasın. Ama yine de bitmiyor.
Yazmakla da bitmez. Her yeni yarada ona koşmaya devam mı, hem de acıtacağını bile bile. Ne zaman biter gidişlerin, oysa o bitti.

Sonunda ne mi oluyor? Sonunda sen o kapıda, suratına çarpılmış o kapıda, bir başına, dizlerini çekip ağlıyorsun. Zile basmaya bile çekinerek.

Mesela ben.

Bir daha o kapıda burnumu çeke çeke, dizlerime sarılarak ağlamamak için, evinin yolunu unutmak isterdim. Adımı unuturum bir o yolu unutmam.
Keşke taşınsan. Ama ayaklarım yine seni bulur diye korkuyorum. Kalbim hep seni bulduğundan kapındayım ya. Kapıyı açma. Bırak o paspasta öleyim. Kapının ardında olma ihtimalin bile beni bu kapıya mahkum etti. Burdan uzağa bir adım atamam.

Biliyor musun, kapıda kalmışlarla konuşmuşluğum oldu, aynı dertten muzdarip farklı kapılarda mahkumlarla. İnanmışlığımız kurusun. Kapı duvar olanlar penceresiz kalsın istedim. Ya da kalmasın. Seni penceresiz bırakamıyorum. "Kapısında ağladıklarımız" dedim "bir duvar önünde ağlamaya mahkum olsunlar." İster inan ister inanma, hıçkıra hıçkıra konuştuklarım, karşısında ağladıklarım oldu. Sen beni yalnız bıraktın ama ben o kapıda yalnız kalmadım. Teknolojinin en garip getirisi bu, ağlarken seni görmek isteyenler ne garip. Yanında olamasa da yanında oluyorlar işte. Daha evvel de, belki evinde değil ama, onca uzaklığa rağmen kalbinde uyuduklarım olmuştu, ama bak yine de kapı önünde kaldık. İşte ben de gözyaşlarımı o garip insanların kalbine damlattım.

Bilirsin, ben sigara içmem. Başlamayı düşündüğüm anlar oldu, senden çok güzel bahane olurdu. Ama niyetim yok. Hayatımın tam intihar dönemindeyim ama sağol almayayım diyorum. Korkma, sen en fazla sigaraya sebep olurdun, intiharlık değilsin. Sen beni en fazla öldürürsün, öldürdün de.

Kapıyı açma, bu paspasta öleyim demiştim ya.

Ben aslında çoktan öldüm o paspasta, kanlar içinde hem de. Umarım camdan izlemişsindir. Arkada çalan şarkı zihnine benim ölümümle kazınmıştır umarım. Dizlerime sarılıp ağlarken içerde gülüşlerin bana batmıştı, umarım ölümüm de sana batmıştır. Umarım kalbin hep acır, vicdanın rüyalarını kabusa çevirir. Kalbin yoksa, ki yok biliyorum, olsaydı o kapıyı açardın, umarım bir gün, biri seni beni vurduğun gibi vurur. Ve ölümünü bir sigara eşliğinde izler.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder