Avuçlarımda kalbim, kapındayım. Sana sunuyorum kalbimi yeter ki beni al içeri. Varım yoğum, nem varsa getirdim, kabul et beni. Sana layık değil ama, kalbimi getirdim sana.
Alsana, avuçlarım kan revan. Alsana, tüm eminliğimle geldim kapına. Alsana, kanlar akıttım senin için. Alsana, alsana, kalbimi sundum sana.
Ellerim hala kanlı, ama olsun sen aldın ya kalbimi, sen paha biçilemezim, sen değerlim, sen kalbimi aldın ya. Daha bir şeyim yok, özür dilerim. Ama aldın ya. Dur, nereye? Gidiyorsun. Avuçlarım bomboş kaldı nasıl gidersin? Oysa ben ellerimden tutarsın sanmıştım. Oysa ben...
Ellerim kanlı, kalbimi söktüm senin için gitmemelisin. Tırnaklarımda hala taze kan var. Kendi kanım. Ve sen... Gidiyorsun. Gittin.
Kalp kolay bulunur şey değil, kalpsiz kaldım. Sen gittin. Hala avuçlarımda kendi kanım, gözlerimde yaşım. Bu yaşlar yetecek mi elimdeki kanı temizlemeye? Korkuyorum. Bir kalp atışına muhtaç kaldım.
Ben sana kalbimi sundum, sen avuçlarımdaki kanın kurumasına izin verdin.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder