4 Nisan 2017 Salı

Yol

Söyleyecek hiçbir şey yok. Hiçbir kelime yok yıkılan köprümüzün enkazından kurtarabileceğimiz. Hiçbir kelime yok o köprüyü tekrar kurabileceğimiz.

Böyle harcanmamalı bu his diye ne çok yanlışa, hataya göz yumduk oysa. Dünyanın en naif hissini incitmemek adına ne çok incindik, kendi yanlışlarımızla. Şimdi yok. Kopmaz sandığımız ip koptu, hem de defalarca. Yıkılmaz sandığımız köprü, sular altında. Şimdi yok. Bizi bize ulaştıracak hiçbir şey yok. Ne sen bana gelebilirsin, ne ben sana. Yollar yok oldu, beni sana getirmiyorlar artık, seni de bana getirmedikleri gibi.

Oysa adım attığım her yol beni sana getirirdi. Senin gittiğin her yer bana varırdı. Bilmediğim bir yol bile mutlaka sana çıkardı. Çıkmaz sandığın o sokağın sonunda ben vardım, hatırla. Şimdi en tanıdık yollar bile sana ulaşmıyor. Sana yolum yok, köprüm yok, artık biz yokuz.

Yorgunluktan yığıldığım o kapı senin evindi. Kaybolduğunda sorduğun o adresse benim evim. Aynı evin içinde birbirine rastladıkça şakalaşanlardandık biz, şimdi benim bir evim yok. Ne vakit taşındık birbirimizden? Şimdi adresin yok. Yollanacak çiçeklere bile yol yok.

Şimdi yok. Yolum da izim de yok. Beni bulduğun o çıkmaz sokaktaki kaldırımdayım, ama sen bu sokağı hatırlamazsın. Beni izlediğin o penceredesin, ama şimdi ben kaldırımlara bakarak yürüyorum. Yıkıldık, birbirimize ev olmuştuk, şimdi enkaz olduk. Sen benim başıma yıkıldın, ben de senin. Adil değildi bu, hiç kimse için. Kelimeleri tüketmemeliydik, tükendik. Ellerimiz nasır tutarcasına sarıldığımız o ip, kayıp gitti avuçlarımızdan. Şimdi yok. Ne bir kelime, ne bir haber, ne bir adres. Hiçbir yolu yok buluşmamızın. Sen yoksun. Ben yokum. Bir yolu yok.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder