10 Nisan 2017 Pazartesi

Göreceli Zaman Kuramı

Senin içine yuva olan o cümleler onun için birer replikmiş, senin kalbini saran ellermiş ama meğerse onun elleri değilmiş. Sen kendine yepyeni hisler yaratırken kelimeleriyle, onun için hiç hissedilmeden edilmiş.

Sen o cümleyi duyduğunda kalbin eridi, sıcak çikolata gibi doldu içine. Ruhun bir bahar bahçesiydi, değil mi, mis kokular doldu tüm bedenine. İki dudağının, kurban olduğun o iki dudağın arasından birkaç kelimeydi sana baharları getiren ama o cümle onun kalbinden çıkmamış.

Einstein ne de haklıymış değil mi? Çok bilge adammış bak. Çünkü hatırlıyorsun, o cümle iki saniyede söylenmiş olamaz. Çünkü o cümle senin kaldırım taşın. Göreceli zaman kavramın. Senin için zaman orda durdu, onun için öyle bir an yok.

O cümle senin ömrün olmuş, ama o cümleyi kurduğunu bile hatırlamıyor. Onun için birkaç harf senin için bir ömür olmuş. Oysa bir ömrü feda ederdin o cümleyi hatırlaması için. Bu gerçekle yaşamak da senin hançerin.

Senin için ruhuna yerleşen o cümle, kötü manada değil ama, senin için bir tonluk o cümle onun için kütlesiz. Senin ruhuna, kalbine ait bir parça haline gelen o cümle onun içine yerleşemedi.

Şimdi sen o kaldırım taşına çöküp ağlamaz mısın? Ağlamak boynunun borcu, ağlarsın. Hem de bir ömür ağlarsın. Oysa yanından ışık hızıyla geçip gitti çoktan.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder