11 Ocak 2017 Çarşamba

Kelimenin Alevi



Kelimelerimin kaçmadığı tek konumsun sen. Her biri inci gibi diziliveriyorlar peş peşe. Zihnimi karıştırsa da varlığın, kalemimi çözüyor kağıda. Susamıyorum konu sen olunca, tıpkı konuşamamam gibi yanında. Kelimeler ağzımdan çıkmak yerine kalemden dökülmeyi tercih ediyor sanırım. Halbuki kalemden her düştüklerinde kağıtta parçalara ayrılıyorlar. Ne susuyorlar, ne de gerçekten konuşuyorlar. Her bir inci tanesi çığlık atıyor aslında. Benim yapamadığımı yapıp haykırıyolar tüm gerçekleri, çektikleri tüm acıyı...

Sana teşekkür mü etmeli, lanet mi okumalı, bilemiyorum. Öyle güzeldi ki hissettiklerim... Şimdiyse öyle acı çekiyorum ki. Canım yanıyor. Korkuyorum, kendimi bulamamaktan. Beni sen yapmadan kurtulmalıyım bu yangından. Peki, kurtulmak istiyor muyum?

Bu acı, bu yangın... Öyle büyük alevlerle sarıyor ki etrafımı, artık onların ışığında yazıyorum. Alevlerin ısısı ısıtıyor ruhumu. Gözyaşlarımı daha gözüme varmadan buharlaştırıyorlar. Çoktan aleve dönmüşse ruhum, geri dönüş yok demektir. Bizzat acının kendisi olmuşken, senden başka hangi derman iyi eder beni? Zehir kanıma yayıldı. Ve aşkın panzehiri yanımda değil. Nefesimin ulaşamayacağı kadar uzakta...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder